Anılar - I

(...)

Onunla başbaşa kaldığımızda, arzudan yanıp tutuşarak, hiç olmazsa gözlerime bir mutluluk bahşetmesi için yalvardım.
- Güzel bacağınızla kalçanızı ucundan görünce ruhumun nasıl bir zevkle dolduğunu sizden saklayamam. Ama meleğim, bu zevke ancak hırsızlık ederek sahip olmaktan utanıyorum.
- Belki de utanman yersiz.

reklam alani

Anılar - II

Bu sefer sessizlik biraz daha uzun sürdü; fakat bu yarım yamalak zevk beni kahrediyordu.

- Neden şikayet ediyorsun, diyordu. Bak, kendimizi tuttukça aşkımız daha da ölümsüzleşiyor. On beş dakika önce seni seviyordum, şimdi ise çok daha fazla seviyorum. Arzularımı tümüyle tatmin etseydim seni daha az seviyor olacaktım.
- Yanılıyorsun sevgili dostum. Arzu etmek demek, acı çekmek demektir. Umudumuz arzularımızın gücünü azaltmasaydı bu arzular bizi öldürürdü. Cehennem acısı dedikleri şey, boşa çıkan , dindirilmemiş arzulardır inan bana.

Betsy

   (...)
   Cindy, gözlerini dikip bir an bana baktı. Sesini çıkarmadan teybi yatağımın ayak ucundaki masanın üstüne koydu. Ustalıkla dört hoparlörü kurdu, yatağın yanlarına ikişer tanesini yerleştirdi. Fişi prize soktu. Sonra bana bir göz attı.
   Büyük bandı koy. Geçen yıl Daytona yarışlarında doldurduğunu.”
   Kız bandı kutusundan çıkarıp teybe taktıktan sonra döndü, bana baktı.

Paris'te Son Tango

(...)    
    “Kapıyı kilitledim”, dedi Paul, Jeanne'in koskoca mavi gözlerine bakarak ona doğru ilerledi. Bu gözlerde, korkudan çok, tesim olmak isteği okunuyordu. “Yanlış bir şey mi yaptım yoksa?”
     Jeanne, soluk almaya çalışarak,”hayır, hayır. Gittiğinizi sanmıştım da...” Kelimeleri, açık bir davet gibi havada kaldı.

Henry ile June - I

(...)

Henry ile June - II

(...) Konuşurken başını öne atışıyla, sevişirken olması gereken bir ifade beliriyor yüzünde. Gözlerinin kömür karası rengi menekşe rengi bir bulutun içinde eriyor.

İçeriği takip et