Oğlak Dönencesi - X

...güzel güzel konuşurken elimi belinden kıçına kaydırdım, yavaş yavaş okşadım. Onun istediği de buydu iste. Bana ne denli iyi bir Katolik olduğunu, hiç günah işlememeye çalıştığını gevelemeye başladı. Belki de söylediklerine iyice kendini kaptırdığı için ne yaptığımı anlayamıyordu. Ben yine de elimi orasına sokarken bir yandan ona aklıma gelen en güzel şeylerden, Tanrıdan sevgiden, kiliseye gidip günah çıkarmaktan ve buna benzer saçmalıklardan söz ediyordum. Artık bir şeyleri duyumsuyor olmalıydı. Çünkü üç parmağımı içine daldırmış, ipten kurtulmuş makaralar gibi döndürüp duruyordum. Yumuşakça, “Sarıl bana Agnes,” dedim. Bu arada elimi içinden çekip bacaklarımı bacaklarının arasına sokmak amacıyla onu kendime yaklaştırdım...”Aferin sana...rahat ol...yakında bitecek...” Kiliseden, günah çıkarmaktan, Tanrı sevgisinden ve bütün o zırvalardan söz ederken içine girmeyi başardım. İçine girdiğimi anlamışçasına, “Bana çok iyi davranıyorsun,” dedi. “Bir budala gibi davrandığım için üzgünüm.” “Biliyorum, Agnes,” dedim, “önemi yok...dinle...azıcık daha sıksana...tamam, oldu.” Kız sağ eliyle suyu iterek kıçını uygun durumda tutmaya çalışırken, “Korkarım kayık devrilecek,” dedi. “Doğru, haydi dönelim artık,” dedim. Ben onun içinden çıkmaya çabalarken, o bana daha sıkı sarılarak, “Ne olur, beni bırakma” diyor. “Beni bırakırsan boğulurum.”(...)Plajdan eve dönerken bindiğimiz tıka basa dolu metronun ortasında, giysisini sıvayıp yarığını meydana çıkarır, elimi alıp doğruca oraya götürürdü. Tren çok sıkışıksa ve biz bir yerde güvencedeysek, kamışımı ortaya çıkarıp kuş gibi iki eliyle tutardı. Kimi kez de bana takılmak ister, en küçük bir tehlike olmadığını kanıtlamak istercesine kamışıma çantasını asardı.(...) Tam üstüne tırmanırken ya da ben içine girerken ya da tam boşalırken kahkahalar atarak sevişmelerini anlatırdı bana.(...)”Kadınlar da. Bunun kimseye bir zararı yok. Her düzdüğünü sevmek zorunda değilsin, değil mi? Ben birine tutulmak istememç Ömür boyu aynı adamla yatmak korkunç bir şey olmalı. Sen de öyle düşünmüyor musun? Bak şimdi...bir tek beni düzsen korkunç sıkılıp, benden çabucak bıkmaz mıydın? Arada sırada hiç tanımadığın birinin insanı düzmesi de hoş oluyor. Evet evet, en iyisi bu,” dedi, ardından da ekledi: “Her şey apaçık. Hiçbir karışıklık, telefon numaraları, aşk mektupları yazma gibi dertler olmuyor. Bak, bu anlatacaklarım çok kötü mü? Bir gün erkek kardeşimle yatmaya çalıştım; onun ne denli hanım evladı olduğunu bilirsin. Nasıl olduğunu tam anımsayamıyorum, ama evde bir biz vardık. O gün de sevişmek için ölüyordum. Bir şey sormak için pdama geldi. O sırada eteğimi yukarı toplamış, düzüşmeyi düşünerek delicesine düzüşmeyi isteyerek uzanmış yatıyordum. Odaya girdiğini görünce onun erkek kardeşim olduğuna aldırmadım bile. Eteğimi sıvamış olarak yatmayı sürdürürken, ona karnımın sancıdığını söyledim. Dışarı fırlayıp bana ilaç getirmek istedi. Ona olmaz dedim. Karnımı azıcık ovmasının yeteceğini söyledim. Budala herif, gözlerini duvardan ayırmamaya çalışarak, beni odun parçasıymışım gibi ovuyordu. ”Orası değil aptal,” dedim., “aşağısı...neden korkuyorsun? Çok acı çekiyormuş gibi numara yapıyordum. Sonunda istemeden dokundu. “Tamam, burası” diye çığlık attım. ”Ah, ov, ov, ov! Öyle iyi geliyor ki!” Düşünebiliyor musun? O koca budala kendisini tavlamak için numara yaptığımı anlamadan beş dakika boyunca beni gerçekten ovdu. Öylesine sinirlenmiştim ki çekip cehennemin dibine gitmesini söyledim. Dahası ona “Haremağası!” diye bağırdım. Ama öylesine budalaydı ki, ne demek istediğimi anlamadı. “Erkek kardeşinin nasıl da hanım evladı olduğunu düşünerek bir kahkaha attı. Oğlanın hala bakir olduğunu sanıyordu. Bu bana nasıl geliyordu, çok mu kötü bir şey denemişti? Elbette benim böyle düşünmeyeceğimi biliyordu.

Bu hikayeyi dinlemek ister misiniz ?