İhtiras Oyunu - VI

Salon yeniden sessizleşti, havuzun yüzeyi duruldu, önce saydam olan su, üzerine vuran ışıkların etkisiyle donuk bir renk aldı. Vanessa ayağa kalktı, Fabian’ın uzanmış olduğu kanepeye gitti, bir elini Fabian’ın başının altına sokarak destek yaptı. Sonra kanepenin kenarına tünedi; Fabian’ın konuşmasını bekler gibi bir hali vardı. Fabian’a bakmadan, belli belirsiz titredi.
“İşte emrine amade bir havuz”, dedi Fabian ve yanındaki bir havluyu kızın omuzlarına nazikçe örttü. Vanessa, Fabian’ın vücuduna yaslandı. Fabian, siyah adamı taklit ederek, “Senin için yapabileceğim başka bir şey var mı güzel kız?” diye sordu.
“Evet babacığım”, diyerek kısaca karşılık verdi Vanessa.
“Öyleyse söyle evladım”, dedi fabian, o alaycı tavrını bırakmadan.
“Ben hala bakireyim Fabian”, diye fısıldadı Vanessa. Sonra, yerinden doğrularak Fabian’ın kollarından kurtuldu. Fabian, onu yakalamak için ayağa kalktı. Kızın sırtındanki havlu yere düştü, vücudu titredi. Fabian kolunu kızın beline doladı. Vanessa, başını çevirdi, Fabian’ın ağzını öpmek için yüzünü havaya kaldırdı; dudakları serin ve kuruydu. “Artık bakire olmak istemiyorum”, dedi.
Fabian, Vanessa’nın bu sözü sarmaş dolaş çiftlerle dolu o salona gitmek için söylemiş olup olmadığını merak etti; bir başka adamın, ismini bilmediği bir vücudun kollarında canlandırdı kızı.
Fabian, Vanessa’yı bırakıp bir adım geri çekildi. Vanessa, içgüdüsel olarak uzandı, Fabian’ın yanağına dokundu.
“Bakire kalmak istemiyorum Fabian” dedi.
“Ne istiyorsun?” diye sordu Fabian, tabii bir sesle.
“Seni” diye fısıldadı Vanesa. Bakışları sakindi. Kollarını göğüslerinin üzerinde kavuşturdu, geri geri kanepeye gitti, uzandı.
Fabian, Vanessa’nın önüne çöktü, ona dokunmaya korkuyordu.
Anıların, kendisi için olduğu gibi, Vanessa için de Karavan’daki eski günlerin imgelerini taşıyan bir kurye gibi hareket edip etmediğini düşündü.
“Genç kadınlar beni genellikle etkiler” dedi Fabian ihtiyatla. “Bana ikinci bir kez bakan kadınlara da yaklaşırım, bakmayanlara da… Beni tahrik etmelerini bekledğim kızlar vardır, ama benim tahrik etmek istediğim kızlar da vardır. Gelgelelim, bir kadını arzu ettiğim zaman, her şeyden önce, onun hayatımdam çok çabuk geçmesini isterim. Ne kadar hızlı geçerse o kadar çok heyecan verir. Sana gelince… Sen onların hepsinden farklıydın. Her zaman, seni kaybetmekten korktum. Şimdi de korkuyorum.”
Sustu. Duygularına bir ad vermek istemiyordu. Şimdi, yıllar önce başlatmış olduğu bir şeye tekrar devam etmesini ve sonunu getirmesini kendinden bekleyen Vanessa karşısında çaresizlik duyuyordu.
“Seni ilk gördüğüm zaman,” diyerek devam etti, “aramızda ne geçerse geçsin, sana asla sahip olamayacağımı hissettim. Bir gün gelir, beni binicilik yıllarımdan kalma heyecan verici bir tip olarak hayal edersin diye düşündüm yalnızca.”
Fabian’ın söylediklerinden etkilenmiş gibi bir hali yoktu Vanessa’nın. Bakışları sakindi; hala kolları vücuduna sarılı, öylece yatıyordu.
“Yalnızken de, başkalarıyla birlikteyken de seni düşündüm Vanessa”, diye devam etti Fabian. “Ve seni her düşünüşümde aynı üzüntüyü duydum: Baban olarak, geçmişine biçim vermiş biri olabilirdim, ama bir sevgili olarak hayatına hiçbir katkıda bulunamazdım.” Duygularının şiddetiyle kıza iyice yaklaştı Fabian; omuzları Vanessa’nın uyluklarına değiyordu. “Seni her zaman sevdim Vanessa.”
Vanessa yanıt vermedi; Fabian başını onun kucağına koydu. Vanessa elini uzattı ve Fabian’ın ağzına dokundu. Uzaklarda bir kapı çarptı. Fabian’ın elini tuttu kız ve dudağındaki yara izine götürdü.
Öyleyse sev beni şimdi”, dedi yalnızca.
Ayağa kalktılar. Fabian, Vanessa’ya yol gösterdi. Birlikte saunaya gittiler. Fabian kapıyı açtı ve elektrik düğmesine bastı. Talaş ve kuru ağaç kabuğu kokusu geldi burunlarına; üzeri pürüzsüz sıra sıra banklar, az bulunur bir konfor sunuyordu kendilerine.
Vanessa çıplak vücuduyla banklara doğru ilerledi ve giysilerini en tepedeki bankın üzerine yerleştirdi. Sonra, bir alttaki bankın üzerine oturup Fabian’ı beklemeye koyuldu.
Fabian soyunmaya başladı; giysilerini çıkardıkça, Vanessa’nın en tepedeki bankın üzerinde oluşturduğu küçük tepeciğin yanına koyuyordu. Bir zamanlar Vanessa ile birlikteyken sahip olduğu özgürlüğü bulabilmek için, o öğle sonraları Karavan’da yaşadıkalrı anları hatırlamaya zorladı kendini. Vanessa’nın soyunuşunu ve Karavan’a ansızın birisinin gelmesi halinde çabucak giyinebilmek için giysilerini yakın bir yere koyuşunu gözlerinin önüne getirdi. Sonra şunu farketti: O zamanlar, tüm güvenliğini tehlikeye atarken ve kızın mührünü bozmak için içinden gelen dürtüyü bastırırken, dizginleri elinde tutan kişi kendisiydi. Şimdi ise dizginler Vanessa’nın elindeydi; mührü bozması için kendisini davet ediyordu.
Fabian’ın çıplak vücudu, henüz karşılık verebilecek durumda değildi. Vanessa’nın yanına oturdu, omuzlarını onun sırtına dayadı; kızın saçlarının kokusu keskin tahta kokusuna karıştı. Ağzı kızın boynunda, dilini kulağı arkasındaki yumuşak yumrunun üzerinde gezdirdi; ilk öptüğü günkü kadar yumuşaktı bu yumru. Elleriyle Vanessa’nın göğüslerini okşadı. Kızın içinde oluşan kıpırtı, Fabian’ı hızlandırdı.
Ellerini kızın uylukları arasına kaydırdı, etini okşadı, kıvrımlarıyla oynadı, derinliklerine inen parmakları nemli bölgeye vardı. Fabian’ın eli, herhangi bir dirençle karşıaşmadan yavaşça içeri girdi. Kızı iyice yanına çekti. Vanessa’nın gözleri üzerindeydi, kolları vücuduna dolanmıştı. Anılar ve düşünceler, Fabian’ın artık kaçınamayacağı bir dokunuşun içinde dağılmıştı; sanki Fabian’ın kim olduğu gerçeği Vanessa’nın vücuduna gizlenmişti ve ancak kıza sahip olarak bu gerçeği keşfedebilirdi.
Fabian, kızı tahta bankın üzerine nazikçe yatırdı, bir elini vücudu altına destek yaptı, diğer elini kızın kasığındaki kıvrımlarda dolaştırmaya devam etti. Vanessa bacaklarını açtı. Fabian, artık direnç göstermeyen bu vücuda girmekte hala tereddütlüydü; kasığı giderek gerginleşiyordu. Vanessa bacaklarını Fabian’ın kalçasına doladı, vücudunu iyice bastırdı. Fabian, o engeli buluncaya kadar içeri girdi. Kızın boynunun sertleştiğini hissetti; bakışlarıyla kendisine meydan okuyordu. Vanessa tırnaklarıyla sırtını çizerken, Fabian vücudunu bastırdı. Vanessa, kısa bir çığlık atarak, daha derinlere inebileceğini işaret etti; ağlamak üzere olan bir kız ya da ağır bir iş yapmakta olan bir kadın gibi yüzünü buruşturdu. Elleriyle Fabian’ın kalçalarını komuta etti, vücudunu erkeğinin vücuduna bastırdı.
Fabian, soluma sesleri arasında, kızın dişlerinin birbirine vurduğunu duydu; Vanessa’nin kapalı ağzından yükselen bir feryattı bu.
Fabian, uyluklarında bir sıcaklık hissetti ve bunun kan olduğunu anladı. Yine de, gözlerini Vanessa’nın yüzünden ayırmadı; içinde dağılıp gittiği bu vücutla birlikteyken, yaptığı her hareketle kızı kendisine yaklaştırıyor muydu, yoksa onu kendisinden uzaklaştırıyor muydu, emin değildi.