İhtiras Oyunu - II

Fabian ve Vanessa, saunalara ve buhar odalarına açılan koridor boyunca ilerlediler. Yanından geçtikleri bir divanın üzerinde bir kız uzanmış yatıyordu; çıplaktı, parlak gözlerini tavana dikmişti. Çelimsiz vücutlu ve ter içinde kalmış bir grup adam, kızın yumuşak vücudunu sırayla ziyaret ediyorlardı; onun varlığına sahip olmaya kararlıydılar. Kızı her dürtüşlerinde divan duvara çarpıyor, ritmik olarak sallanıyordu.
Biraz ötede, lambaların kırmızı ışığı altında, çıplak bir çift sedirlerin üzerinde uzanmıştı. Adam kısa boylu ve tıknazdı, seyrek saçları alnını açıkta bırakıyordu. Gözleri kapalıydı, ağzı aralıktı. Kadın uzun boylu, gri saçlıydı, damarlı bacaklarını adamın vücuduna yapıştırmıştı. Vanessa'yı görünce gülümsedi.
“Ne kadar güzelsin!” diye seslendi. “Neden soyunmuyorsun?”
Adam, bir gözünü açarak Vanessa'ya baktı. “Sahi neden soyunmuyorsun?” diye sordu o da. Sonra Fabian'ı farketti. “İkiniz de gelip bize katılın”, dedi ve yeniden gözlerini kapattı.
Fabian ve Vanessa, bilardo masalarının bulunduğu geniş bir salona geldiler. Otomatik kumar makinalarının tangırtısı ve ışıklar, içerisini dalga dalga dolduruyordu. Vanessa ayakkabılarını çıkarttı ve yer yastıklarından birine oturdu. Fabian'ı yanına çekti, başını onun uyluklarına yerleştirdi.
Vanessa'nın kendisinden neler bekleyebileceğinden emin olamayan Fabian, ağzını kızın saçlarına dokundurmak, onu soymak, okşamak, göğüsleriyle oynamak ve başkalarını olduğu gibi onu da rahatça seyretmek istedi. Kızın sıcaklığını hissedebiliyor ama gözlerini göremiyordu. Vanessa belki de uyumuştu.
Duygularının şiddeti Fabian'ı şaşırttı. Kızdan uzak kaldığı yıllarda, Vanessa gerçeği üzerine şöyle böyle düşünmüştü. Şimdi, onun yanındayken, kızın kendisinde uyandırdığı en küçük bir duyguyu bile şiddetle hissediyordu. Fabian, birlikte oldukları eski günlerdeki gibi, Vanessa'nın her hareketini, yüzündeki her bir ifadeyi belleğine işliyordu. Ne var ki, hissettikleri bölük pörçüktü; kendisini en çok hangisinin etkilediğine karar veremiyordu. Önemli olan kızın varlığı mıydı, yoksa kendi gereksinimleri miydi bilemiyordu.
Önlerinde duran bir adam havlusunu çıkarıp attı ve kendisini yer şiltesinin üzerine bıraktı. Uzanırken yanında duran kadını da çekip aldı. Jartiyerle tutturulmuş beyaz çoraplardan ve yine beyaz renli ayakkabılardan başka hiçbir şey yoktu kadının üzerinde. İkisi de yirmi yaşlarındaydı. Adam esmer ve yapılıydı; kadın ise sarışın ve biçimliydi. Gülüşerek yerde yuvarlandılar.Adam kadının bacakları arasına girerek bastırdı, elleriyle göğüslerini yoğurdu, vücuduyla kadını adeta yere çiviledi. Kadın, adamın omuzlarından tutarak kıvrandı. Adam aşağıya kaydı, yüzünü kadının bacakları arasına gömdü, dilini içeri soktu, kadının bacakları başına mengene gibi dolandı.
Dazlak kafalı ufak tefek bir adam, sevişen çifti seyrediyordu. Etrafına kuşkulu bakışlar attıktan sonra emekleyerek çifte yaklaştı. Dişsiz ağzından bir inilti yükseldi, çıplak vücudu parça parça kızardı, gözleri şehvetten iri iri açıldı. Vanessa ile Fabian'ı görünce yılışık yılışık sırıttı. Sonra yerde sevişen çifte döndü. Sevgilisi ellerini kalçalarının altına kaydırırken, kadın inledi, vücudunu adamın ağzına iyice yapıştırdı.
Ufak tefek adam, çömelip dizlerini açarak kendisini sağmaya başladı. Kendilerinden geçmiş olan çift onu farketmedi. Adam, kadınla erkeğe yaklaştı ve etini kadının çenesine değdirdi. Arzuyla dolu olan kadın, biliçsizce ağzını açarak sertleşmiş organı yakaladı. Sarsılan, titreyen ve kendi kendine mırıldana adam kadının ağzına boşaldı.
“Görünüşe göre burada herkes arzulu ve obur”, dedi Vanessa.
“Pazarlık peşinde koşan tutku tüketicileridir bunlar”, dedi Fabian etrafı kolaçan ederken.” Burada, bu seks yuvalarında, pazarlık edilen mallar genellikle bozuk mallardır. U kadınların çoğu, kız arkadaş ya da eş numarası yapmaları için kiralanmış fahişelerdir. Bu kadınları kiralayan adamlar, böylece diğer erkeklerin kız arkadaşları ve karılarıyla bunları değiş tokuş ederler. Adamların çoğu da kadın ticareti yapan ve yeni işler peşinde koşan kişilerdir. Bir kısmı ise, belki dün Tijuana ya da Hong Kong'ta genelevlere gitmiş turistlerdir; gümrük kontrolünden geçmemiş mikroplarını bu gece Dream Exchange'de boşaltmaktadırlar! Bir de özgür seks vaadiyle tuzağa düşmüş, ilk kez gelen insanlar vardır.”
“Bu insanlar hastalık filan kapmaktan korkmuyorlar mı?”
“Herhalde korkuyorlardır. Çoğu, normal zamanda diş fırçasını bile kimseyle paylaşmaz. Ama buraya gelince..”
Bir çift, yanlarından sürtünerek geçerken, Fabian sustu. Adam, kadını en yakındaki yatağa götürüyordu. Uyanık görünüşlü, ince yapılı biriydi. Kadın ise çelimsizdi, Fabian'ın genellikle mankenlerde gözlemlediği, hem çekici hem hem de masum bir havası vardı. Tavırları ciddiydi. Erkek arkadaşı yanına oturup üzerindeki havluyu çıkartırken, kadının vücudu irkildi. Adam, göz açıp kapayıncaya dek kadının üzerine çıkmış, ağzını ve boynunu öpmeye, memelerini ve koltuk altlarını yalamaya başlamıştı.
Vanessa, Fabian'ın kucağında huzursuzca kıpırdandı, doğrulup oturdu, ayakkabılarını yeniden giydi. Fabian, bu hareketi, kızın buradan gitmek istediğinin bir işareti olarak kabul etti. Havlulara sarınmış erkeklerin, okul çocukları gibi elektronik oyun makinalarının başında toplandığı geniş bir salona götürdü Vanessa'yı. Sonra da bara geçtiler.