İhtiras Oyunu - I

(...)
Dans edenlerin hemen hemen yarısı çıplak ve yalınayaktı; diğerlerinin üzerinde ise mayo ya da havlu vardı. Normal giysiler içinde dans edenler ancak birkaç kişiydi. İki kadın pistin yanında düzenli bir ritimle dans ediyorlardı. Dudak dudağa öpüşürlerken çıplak göğüsleri birbirine değiyordu. Bir adamla dans etmekte olan bir kadın ise, kalçalarını çalkalayarak çömeldi, çıplak olan erkeğin organını yakaladı, çekiştirip oynamaya başladı, sonra yüzünü adamın kasığına gömdü, ağzını burnunu bacaklarının arasına sürttü.
Çoğu çıplak olan diğer insanlar, ya tembelce divanlara uzanmışlar, ya da salonu çepeçevre kuşatan aynalara dayanmış, dans edenleri seyrediyorlardı. Beline havlu dolamış bir adam, müziğin temposuyla parmaklarını şaklatırken, aynada vücudunu seyreden kız arkadaşı, elleriyle göğüslerini kepçeleyerek havaya kaldırdı, meme başlarını çekiştirdi. Bir adamın bacakları arasına çömelmiş olan genç bir adam, vücudunu ötekinin bacaklarına sürttü. Bir divana uzanmış, erkekleri seyretmekte olan bir kadın, ellerini butları üzerinde dolaştırdı, bacakları arasına soktu, midesi kasıldı, kendinden geçti, gözlerini kapattı. Kendisi güzel değildi ama hareketleri güzeldi. Fabian beğendi.
Gördüklerinden şaşkına dönen Vanessa, Fabian'a sokuldu. Ansızın parlayan mavimsi bir kobalt ışığı, gözlerinin akında alev alev yandı.
“Bu insanlar kim?” diye sordu Vanessa.
“Sıradan insanlar; iştahları, arzuyla zevk arasında gezinip duran insanlar”, dedi Fabian. “Dream Exchange ilk kez New York'ta açıldığında, televizyon ve gazeteler, burayı, Pompei'nin son günlerinden beri kurulmuş olan cümbüş saraylarının en görkemlisi ilan ettiler. Gazetelerin yazdıklarına şükürler olsun ki, Dream Exchange daha da ünlendi ve ülkenin her tarafında şubeler açtı.”
Fabian, Vanessa'yı, divanların üzerine uzanmış ve terden parlayan vücutların yanından geçirdi. Et yığınlarıyla doluydu ortalık; şiltelerin üzerine uzanmış vücutlar, duvarlara dayalı yastıklara yaslanmış vücutlar, çömelen, eğilip bükülen, yan yana, üst üste vücutlar, öpüşen, sevişen, sarmaş dolaş vücutlar.
“İnsanların böyle herkesin içinde neler yaptıklarını anlatacak olsam arkadaşlarım dünyada inanmaz.”, dedi Vanessa.
“Başkalarının yapabileceklerine inanmadığımız zaman, sonunda kendi yapabileceklerimize de inanmaz hale gelebiliriz. Bizler, hayal kurmaktaki başarısızlığımız dolayısıyla işte böyle cezalandırılıyoruz.”
“Buraya daha önce geldin mi?”
“Geldim”, dedi Fabian.
Uzun bir sessizlikten sonra tekrar sordu Vanessa. “Burada hiç seviştin mi?”
“Seviştim.” Fabian'ın sesi olağandı.
“Burada bir kadını başkasıyla paylaştın mı hiç?”
Fabian başını sallayarak doğruladı.
“Kadını buraya sen mi getirmiştin?”
Fabian yine başını salladı.
“Onunla buraya gelmenin nedeni neydi?”
“Değişiklik ihtiyacı”, dedi Fabian öylesine. “Tekdüze bir oyunun yorgun aktörü gibi, faaliyetten uzak kaldığımı hissetmiştim. Her gece aynı seyirciler ve de aynı sahne vardı. Buraya gelince, hiç değilse sahne değişmişti.”
Fabian, Vanessa'yı aşağı inen dar ve uzun bir merdivene soktuğunda müziğin havayı döven sesi hala duyuluyordu. Sonunda Dream Exchange'in bir başka katına geldiler.
“Burada, yabancıların önünde sevişmemizi ister misin?” diye birden bire sordu Vanessa. “Beni başka kadınlarla paylaşmaya razı olur musun?” Duraksadı, “Ya da başka erkeklerle?”
“yalnızca ve yalnızca, ikimiz de paylaşmayı ve paylaşılmayı istediğimiz takdirde. Ne dersin?” diye nazikçe sordu Fabian.
“Bir insan yalnızca sahip olduğu bir şeyi paylaşabilir”, dedi Vanessa, Fabian'a bakarak. Yara izini belirginleştiren hafif bir gülümseme yerleşmişti dudaklarına.
Kızın yanında sessizce duran ve her dokunuşun bir anlam taşıdığı yerde, vücudunu onun vücuduna değdirmemeye dikkat eden Fabian, Vanessa'nın kendisini çekip götürmekte olduğu dünya üzerine düşündü; Karavanda başbaşa geçirdikleri o günlerden sonra hissetmiş olduğu gerçekleri açıklayp açıklayamayacağından emin değildi. Seviştikleri sürece, Vanessa isteklerinden özgür olmalıydı. Fabian'ın ilişki kuracağı bir başka kadın Vanessa'nın yerini tutamazdı. Vanessa'nın bir sevgili edinmesi halinde de kendisini kıskanmayacağını söylemek istedi Fabian. Çünkü, her ikisi de, başkalarıyla ilişki kurmakla kendi benliklerini yitirmeyecekler, tam tersine, karşılarındaki kişileri özümleyeceklerdi.
Başkaları, yalnızca dış dünyanın var olduğunun geçici birer kanıtıydı; ne Fabian'a ne de Vanessa'ya ait olan birer armağandı. Yine de, birinin ya da her ikisinin onlara sahip olması her zaman için mümkündü.