Henry ile June - II
(...) Konuşurken başını öne atışıyla, sevişirken olması gereken bir ifade beliriyor yüzünde. Gözlerinin kömür karası rengi menekşe rengi bir bulutun içinde eriyor.
Her akşam bir müzikholde sahneye çıkarak yavaş yavaş soyunan kadınların bedenine sahip olmakla kalmıyor yalnızca, onu başka bir ortamda düşünmek de olanaksız. Teninin ışıltısı, parlak tonları, ateşli bakışı ve boğuk sesinin gücü sevişme hazzını çağrıştırıyor doğrudan. Başka kadınlar, bir dans kulübündeki işlerini, rolünü bırakır bırakmaz, bu erotik ışıltıyı da yitirirler. Oysa gece yaşantısı June'un içine sinmişti. Bunun nedeni de onun her karşılaşmayı özel ya da unutulmaması gereken bir şey olarak görmesiydi. Erkeklerini bekleyen eşlerin, sevgililerin gün biterken büründüğü ışıltıya o, sanki her erkeğin yanında bürünüyordu, ancak bu yalnızca gözlerindeydi; yüzüyse, alacakaranlık ve kadife döşeli bir şiiri andırıyordu. Işıltı içinden geldiği için, hiç umulmayacak yerlerde ortaya çıkabiliyordu; sabahın iyice erken saatinde bir meyhanede, parkta bir bankın üzerinde, yağmurlu bir sabah vakti bir hastane ya da morgun karşısında, akla neresi gelirse orada. June'da, yüzyıllar boyunca zevk anları için saklanmış o tatlı ışık var her zaman.
- 645 kere okundu